Hayatın içinde her birimizin belli başlı alışkanlıkları vardır. Bunlara ilk ne zaman sahip olduğumuzu çoğu zaman hatırlamayız, çünkü alışkanlıklar genellikle özel bir çaba harcamamıza gerek olmadan şekillenirler.

Örneğin işten eve geldiğinizde her akşam neler yaptığınızı düşünün. Kendinizi yorgunluktan yatağa mı atıyorsunuz, yoksa işlerin yetişmeyeceğini düşünerek, bir an önce mutfağa mı giriyorsunuz? Yatmadan önceki üç saat içinde kitap mı okuyorsunuz yoksa televizyon karşısında vaktin nasıl geçtiğini anlayamıyor musunuz? Her gün saat kaçta kalkıyorsunuz ve kahvenizi ya da çayınızı ne zaman içiyorsunuz? İstisna durumları hariç tutarsak hepsiyle ilgili belli yanıtlar verebildiğinizi göreceksiniz.

Tüm bunlar hayatın zorunlulukları nedeniyle şekillenmiş alışkanlıklardır. Çalışma saatleriniz ve eve kaçta geldiğiniz işiniz tarafından belirlenir. Eve geldikten sonra neler yaptığınız aile durumunuz tarafından belirlenir. Eğer çocuğunuz varsa onun ihtiyaçlarıyla da ilgilenmeniz gerekir.

Bu bakımdan aslında alışkanlıklar iç dünyamızın yabani otları gibidir. Çevresel koşullar tarafından oluşturulurlar ve kendinizi bunları sürdürürken bulursunuz. Bu yabani otları besledikçe bunlar daha da köklenir, köklendikçe siz onları daha çok beslersiniz. Böylece hayatınız kendini tekrar etmeye başlar.

Ancak bazen bir şey olur ve aniden anımsarsınız; sizin hayalleriniz vardı. Yapmak istediğiniz yenilikler vardı; belki yeni bir iş kurmak, bir kitap yazmak, belki bir müzik aleti çalmak istiyordunuz. Oysa akıp giden düzen içinde bunları bir türlü yapamıyorsunuz ve fark ediyorsunuz ki hayat geçip gidiyor.

“Sürekli aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar beklemek deliliktir.” der Einstein. Alışkanlıklar söz konusu olduğu zaman hepimiz Einstein’ın kast ettiği gibi davranıyoruz. Ümit etmek istiyoruz ve hayal ediyoruz; bir gün o kitabı yazabileceğimize, bir gün yeni bir ortamda çok iyi arkadaşlar edineceğimize, bir gün hayatımızı değiştirebileceğimize inanmak istiyoruz. Ancak bunun için eyleme geçmediğimiz her dakika, bu hayalleri bizden bir adım daha uzaklaştırıyor.

İstediğiniz yeniliklere, değişimlere ulaşmak için ilk önce alışkanlıklarınızı değiştirmelisiniz.  Hiçbir şey bugünden yarına mucizevi bir şekilde meydana gelmez. Farklı hedefleriniz varsa, bunlara ancak adım adım ulaşabilirsiniz. Adım adım ulaşmanın yolu ise sahip olduğunuz alışkanlıklarınızı değiştirmekten geçer.

Bunun için daha fazla zaman kaybetmeyin, alışkanlıklarınızı değiştirmek için adım atın.

Psikolojik Danışman Mustafa Orhan Gökpınar