Sınırlar ne anlama gelir? Hayatlarımızı geçirdiğimiz evlerin, iş yerlerinin içinde, odaları, salonları ayıran duvarlar, girmek ve çıkmak için kapılar var. Ekilen, biçilen tarlaların, bağların ve bahçelerin etrafında o alanı belirleyen çitler, bitkiler ya da ağaçlar vardır. Şehirlerimizi birbirinden ayıran tabelalar vardır ve doğal olarak her şehrin başlangıç ve bitişi vardır. Bu örnekleri daha da çoğaltmak mümkündür. Kişilerarası ilişkiler söz konusu olduğunda, yukarıda verdiğimiz örneklerde bulunan sınırların ilişkilerde çok daha karmaşık bir hale geldiğini fark etmek mümkündür.

Bir bahçeniz varsa o bahçeyi korumak için gerekeni yaparsanız. Yaşadığınız apartmanlarda, oturduğunuz mahallelerde sahip olduğunuzun evin ne odalarına, ne de salonlarına siz davet etmediğiniz müddetçe diğer insanlar izinsiz giremezler. Ancak arkadaşlarınız, aileniz, eşiniz ve hatta sadece tanışık olduğunuz insanlar sizin iç dünyanıza, sorunlarınıza, hayatlarınıza dahil olabilirler. Sorunlar ve çatışmalar tam olarak bu noktada başlar. Sonrasında hiç istemeseniz bile ilişkiler biter.

Günümüzde birçok insan gerek iş, gerek özel hayatında diğer insanlarla yaşadığı sınır sorunlarının genellikle farkına bile varmaz. Herkes bir diğerine her konuda, bilsin ve bilmesin akıl verir hatta bununla yetinmez ve onun neyi nasıl yapması gerektiği hakkında yorumlar yapar. Bazen bir adım daha ileri gider ve verdiği tavsiyeleri karşısındaki kişinin uygulamasını talep eder. Bu aslında kullandığınız arabanın direksiyonuna yan koltukta oturan birinin müdahale etmesi sonucu karşılaşacağınız tehlike kadar ciddiye alınması gereken bir durumdur. Genellikle insanlar iç içe yaşamayı; aile olmak, yakın arkadaş, eş olmak gibi özel ve yakın ilişkilerin gereği gibi kabul ederler. Ancak bu noktada neredeyse her zaman taraflardan biri daha talepkâr olur.

Sağlıklı sınırları olan insanlar diğer insanlarla çok daha güçlü ilişkiler kurarlar. “Evet” kadar “Hayır” deme özgürlüklerini kullanırlar. Kendi sınırlarına gösterdikleri özeni, karşılarında bulunan insanın sınırlarına da gösterirler. Sağlıklı olmayan sınırları olan insanlar ya çok verici yada tam aksi biçimde daima almaya odaklanırlar. Bu nedenle kurdukları ilişkiler aşırı vericilik yada aşırı alma, talep etme noktasında çöker. Sağlıklı sınırları olmayan insanlar genel olarak daima ya “Evet” yada sadece “Hayır” sözcüklerine sıkıştırılmış hayatlar yaşarlar. Oysa her iki sözcüğün de kullanılacağı durumlar, olaylar vardır. Her insanın kendine has düşünce, duygu dünyası vardır. Bu noktadan hareketle her insanın kendi içi dünyası ve hayatı için belirleyeceği sınırlar da en az kendisi kadar özgün ve farklıdır.

Mutlu ve sağlıklı ilişkiler için sınırların doğru belirlenmesi, hatalı sınırların yeniden ayarlanması çok önemlidir.

Mustafa Orhan Gökpınar

Bluesophos Yetişkin Atölyeleri